Atıştırmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atıştırmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YEMEK MASASINDA PEÇETE NASIL KULLANILMALI ?

Pazartesi, Aralık 22, 2014


Şık sofralarda yemek yiyor olmak için davranışlarında şık olması gerekir. Özenli giyinmek, sohbete yeterli ölçüde katılmak, seviyeli davranışlar sergilemek gerekir. Sofra adabında peçete kullanımı da oldukça önemlidir. Ev sahibinin hazırlamış olduğu yahut dışarıda yemek yeniyorsa garsonların hazırlamış olduğu peçeteler usulüne uygun şekilde kullanılarak taşkın hareketler yapılmamalıdır. Karşı tarafa olumlu sinyaller göndermek ve saygınlık kazanabilmek iş yemeklerinde çok önemlidir.
Yemeklerin toplanılma amacı menüyü ve ortamı etkisi altına alacaktır. Bu duruma göre kişiler daha çok dikkat etmek zorunda kalabilecektir. İlk kez çıkılmış bir özel buluşma ise seçilecek mekan, menüler ona göre şekil alabilecektir. Ya da patron ile çıkılmış resmi iş yemeğinde ise menü, kurallar, sofra adabı bu yönde değişkenliğe uğrayabilecektir. Asıl olan doğal olmak ve sofra adabına uyum sağlamaktır. Yemek masasında peçetenin bile kullanım şekli önemli bir husustur. Kumaş peçete ilk etapta eğer tokalı olarak hazırlanmış ise açılarak diz üzerine serilmelidir. Yemek yeniliyorken kağıt peçete ile el ile ağız silinebilir. Şayet isteniyorsa yine kumaş peçete ile de silme işlemi uygulanabilir. Sürekli peçete ile oynamak ve çok tedirgin hareketler yapmak kişiyi doğallıktan çıkaracaktır. Sofralarda özgüven ve doğal olma durumu kişiyi ön plana çıkabilecektir. Çok kasılmak, tedirgin davranışlar sergilemek, eli- kolu nereye koyacağını bilememek kişinin duruşunu bozacak ve karizmasını zedeleyecektir. Her şeyden önce aşırı öz güvenli olup sıra dışı davranmamak ve çok kasıp şuursuz hareketler sergilememek gerekir. İkisinin arasında ince bir çizgi olacaktır. İlk defa çıkılan bir yemekte sıra dışı rahatlık sergiliyor olmak da eksi puana sebep verebilir. Kontrollü ve ortamına uygun davranış sergilemek sofra adaplarının en önemli adımlarındandır.
Yemek masasında kullanılan peçetelerin yemek başlangıcında dize alınarak servisin başlayabileceğinin belli edilmesi gerekir. Yine sofrada yemek yenme işlemi bitince peçetenin kullanılmış olduğu anlaşılır olacak nitelikte buruşturulup masaya bırakılması gerekir. Sohbete geçecekken kumaş peçeteyi alıp kullanılmamış gibi sarıp tabağa bırakmak yanlış ve çok abartılı düzenlilik olacaktır. Bu hareketten kaçınmak ve ağız silmek isteniyorsa da kumaş peçeteyi kullanmak gerekir. Masada bulunacak olan kağıt peçetelerde yine ağız silme işlemine destek verecek yan malzeme olacaktır.
Sofralarda bir araya gelmek her ne sebepten olduysa olsun çok fazla statü farkı gözetmemek gerekir. Kişilerin bir araya gelme sebepleri ciddi iş toplantısı bile olsa abartılı çekingenlik şık durmayacaktır. Kafalarda biriken soru işaretleri, olumsuzluklar ve tüm iş sıkıntıları ötelenerek yemeğe konsantre olmak gerekir. Aksi halde mimikler etkilenerek soğuk rüzgarlara sebep verecektir. Sonrasında art arda yanlış hareketler yapılabilinecek ve sofra adabına ilişkin bilinen kurallar unutulmaya başlanacaktır. Yemek başlangıcında peçetenin açılımı ile başlayacak olan kurallar yemek bitimine değin önemli olup kişinin duruşuna şekil verecektir…


Devamını Oku...


LEZZETLİ SOĞAN HALKALARI

Pazar, Aralık 21, 2014





Malzemeler:


•    2 büyük baş soğan

•   75 gr un (1 çay bardağı)

•    2 çorba kaşığı mısır nişastası

•    Yarım çorba kaşığı kabartma tozu

•    Bir çay kaşığı toz kırmızı biber

•    Yarım çorba kaşığı şeker

•   1 yumurta

•    120 ml süt (1 çay bardağı)

•   1 litre sıvıyağ

• Tuz, karabiber ve istediğiniz diğer baharatlar

 Yapılışı: 

 Soğan halkalarımızı hazırlamaya başlamadan önce, yağımızı ısıtmaya başlamalıyız. Eğe fritöz kullanacaksanız ve kısa sürede ısınıyorsa bu aşamayı atlayabilirsiniz, ancak kızartma tenceresi kullanacak olanlar, yağı şimdiden ısıtmaya başlamalılar. Ancak dikkat edin, yalnızca kızgın hale getiriyoruz, yağı yakmamalıyız. Yağ ısınırken, soğanlarımızı soyup, dilimleyerek işe başlayabiliriz. Dilimleri kendi içlerinde tek tek halkalara ayırmalıyız.


Diğer taraftan kuru malzemelerimizi karıştırmaya başlayalım. Un, nişasta, kabartma tozu, şeker tuz ve baharatlarımızı derin bir kapta bir araya getirip güzelce karışmalarını sağlayın.

Başka bir kapta ise süt ve yumurtayı iyice çırparak birbirine karıştırıyoruz.  Bu karışımı da kuru malzemelerin üzerine ekleyip, tümünü pürüzsüz hale getirene dek çırpıyoruz.

Yağın yeterince kızgın hale gelip gelmediğini kontrol ettikten sonra (karışımdan küçük bir damla yağın içine atarak bakabiliriz) soğan halkalarımızı güzelce karışıma batırıp,  kızgın yağın içine atıyoruz. Altın sarısı bir renk alana dek her iki tarafını çevirerek kızartıyoruz. Pişen soğan halkalarımızı havlu kağıt üzerine alarak fazla yağını çekmesini sağlayabiliriz.

Etlerle ve hamburgerlerle yiyebileceğiniz harika bir meze olan çıtır soğan halkalarınızı, atıştırmalık olarak da tercih edebilirsiniz.
Devamını Oku...


NAR EKŞİSİ NASIL YAPILIR ?

Cuma, Aralık 19, 2014






Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde kışa hazırlık yapan kadınlar, özellikle  yemek ve salatalara ekşi bir tat vermek için kullanılan ve üretimi oldukça  zahmetli olan nar ekşisini imece usulü yapıyor.


    Bahçelerden toplanan narlar, ortadan ikiye ayrıldıktan sonra  leğenlerin içerisine konuluyor. Sopa yardımıyla dövülerek taneleri kabuğundan  ayrılan narlar, çuvalın içerisine konuluyor. Sert ve yüksek bir yere konulan  çuvaldaki nar tanelerinin, tepelemek suretiyle suyu çıkarılıyor. Elde edilen nar  suyu süzüldükten sonra bakır kazanlarda iyice kaynatılıyor. Koyulaşıncaya kadar  kaynatılan nar suyu daha sonra soğutularak şişelere konuluyor ve satışa hazır  hale geliyor.




 Kadınlar, nar ekşisinin bir kısmını evlerinin ihtiyacında kullanmak  üzere saklarken, kalan kısmını ise satarak aile bütçelerine de katkı sağlıyor.



 Kadirli'ye bağlı Kızyusuflu köyünde oturan Rahime Tarımcı, AA  muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl eylül ve ekim aylarında kış için hazırlık  yapmaya başladıklarını söyledi.


 Nar ekşisinin yapımının çok zahmetli olduğunu anlatan Tarımcı, 15  kilogram nardan bir kilogram nar ekşisi elde edildiğini ifade etti.


Asile Türkmenoğlu da nar ekşisini imece usulu kadınların yaptığını  bildirerek, yöre halkının bu ürünü mutfağından eksik etmediğini kaydetti.


Kadirli Ziraat Odası Başkanı Hanifi İspir ise Osmaniye'de çiftçilerin  son zamanlarda devlet desteğiyle oluşturdukları nar bahçelerinin bölge  ekonomisine önemli katkı sağladığını söyledi.







    Bölgede, talebi hızla artan nar ekşisi üretiminin de arttığını  bildiren İspir, "Ev kadınları imece usulüyle nar ekşisi yaparak kışa  hazırlanıyorlar. Bu kapsamda nar ekşilerinin satışı da yapılıyor. Kilosu 15 - 25  lira arasında değişiyor. Kadınlar bu sayede el emeklerinden aile bütçelerine  katkı sağlıyor" diye konuştu.

Devamını Oku...


MERCİMEK KÖFTESİ TARİFİ

Perşembe, Aralık 18, 2014


Malzemeler
  • 2 su bardağı kırmızı mercimek
  • 1 su bardağı ince köftelik bulgur
  • 2 tane kuru soğan
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı biber salçası
  • Maydonoz
  • Pul biber
  • karabiber ve tuz
  • Süslemek için kıvırcık marul



Yapılışı
Mercimekleri yıkadıktan sonra 2 su bardağı su ile haşlayın.
Yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirin.
Mercimek çabuk pişer arada bir karıştırın ki dibi yanmasın, pişirdiğimiz mercimeğe ince bulguru katın ve güzelce karıştırın.
Daha sonra demlenmeye bırakın, kapağını kapatın bulgurlar yumuşamaya başlasın.
Baska bir tavaya zeytinyağını dökün.
Soğanları ince ince doğrayın, hafif pembeleşince salçasıyla birlikte bir iki dakika kavurun.
Demlenmeye bıraktığımız mercimeğin icine katın ve macun oluncaya kadar yoğurun.
Yoğurduğumuz köfteye baharatlarını tuzunu atın ve hepsi iyice yoğurun.
En son maydonozları ince ince doğrayın ve hep birlikte tekrar yoğurun.
Yıkadığımız marullarımızdan servis tabağına bir kac tanesini dizin.
Üstüne köfteleri avuç icinizle ufak ufak şekil verin ve mercimek köftesi servise hazır demektir.
İsteğe göre limon sıkılabilir, yerken yanına salata veya turşu koyabilirsiniz. Vitamin ve protein değeri yüksek olan mercimeği sofralarınızdan eksik etmeyin. Afiyet olsun :)


Devamını Oku...


KAHVALTI İÇİN NEFİS BİR ÖNERİ

Perşembe, Aralık 18, 2014



Malzemeler:

  • 2 dilim taze kaşar peyniri (1,5-2 cm kalınlığında)
  • 1 adet yumurta
  • 2 çay bardağı un
  • 2 çay bardağı galeta unu
  • tuz (peynirin tuzu yeterli geldiği için ben kullanmıyorum)
  • Kızartmak için sıvıyağ (ne kadar derin olursa o kadar iyi)

Yapılışı:

Kaşar peynirini dilimlerini tam ortadan boyuna 2 parçaya bölün ve 2 parmak kalınlığında 4 dilim elde edin.
Unu, çırpılmış yumurta ve galeta ununu ayrı ayrı tabaklara alın. Tavada yağı ısıtmaya başlayın.
Kaşar dilimlerini önce una, sonra çırpılmış yumurtaya ve en son galeta ununa batırın.
Kızgın yağda 25-30 saniye üstündeki pane altın sarısı bir renk alıncaya kadar kızartın.
Kızaran peynirleri havlu kağıt serilmiş tabağa alın. Fazla yağını çektirdikten sonra servis yapın.

Afiyet Olsun :)
Devamını Oku...


YUMURTA PİŞİRME MAKİNESİ

Çarşamba, Aralık 17, 2014





Arnica Omega Yumurta Pişirme Makinesi
• 360 W
• Gösterge ışığı ve alarm sinyali
• Ölçü kabı ve iğne
• Buharda yumurta
• Açma / kapama düğmesi


Devamını Oku...


Bebeklerde diş kaşınmasına ne iyi gelir?

Çarşamba, Aralık 17, 2014

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Sevgen Eralp bebeklerde huzursuzluğa neden olan kaşınan dişlerin yeşil soğan ile çözülebileceğini söyledi.


Bebeklerde diş kaşınmasına ne iyi gelir?

 Clinic Plus Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Sevgen Eralp konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “3-4 aylık bebeğin huzursuzluk sebebi dişler olabilir mi diye, gözleri bebeğinin ağzındadır her anne babanın... Diş çıkarma serüveni aslında o kadar uzun bir süreçtir ki, bebeğin huzursuzluk sebebi olarak ayırt edilemez çoğu zaman. Doğumdan itibaren başlayıp 3-4 yaşlarına kadar sürebilir. 7 aylık bir bebek aniden huzursuz davranışlar sergileyebilir. Herhalde dişten dersiniz, bakarsınız ağzında hiçbir değişiklik yoktur. Ya da 4 aylık bir bebekte alt ön 2 dişin ardı ardına hiçbir belirti vermeden çıktığını fark edebilirsiniz. Demek istediğim o ki; diş çıkarmak her bebek için farklı bir serüvendir. Aslında bebeklerde diş çıkarma süreci anne karnında başlıyor.
Diş kökleri henüz anne karnında iken oluşmaya ve gelişmeye başlıyor. Bebek doğduğunda ise bütün süt dişleri çene kemiği içinde yerlerini almış oluyor. Ortalama her bebeğin dişlerinin sürme sırası aynı iken, dişlerin çıkma zamanları farklılık gösterebiliyor. Kiminde erken, kiminde de geç çıkıyor dişler. Dişlerin çıkma zamanları, tamamen anne babadan gelen genlere bağlı olarak doğuştan belirleniyor. Yani siz ne zaman diş çıkarmaya başladıysanız, bebeğiniz de o zaman çıkartacaktır. İlk olarak bebeğinizin ağzında, alt ön iki diş belirir. Bunları üst ön iki diş izler. Daha sonra üst yan dişler ile köpek dişleri ve sonrasında da alt yan dişler ile köpek dişleri ağızda belirir. Yaklaşık 12-15 aylar arasında birinci azı dişleri çıkmaya başlar.25-30 aylar arasında da 2. azı dişleri çıkar ve toplamda 20 diş ile süt diş dizisi tamamlanmış olur.” Dedi.


Diş çıkarmanın bir bebek için oldukça uzun bir süreç olduğu gibi hayli zorlu da olabileceğini anlatan Sevgen Eralp, daha sonra şunları kaydetti; “Diş çıkarma sırasında dişetlerinde şişlikler, kızarıklıklar olabilir. Salyaları akabilir. Etrafında bulduğu herhangi bir nesneyi ısırmak ister, diş etlerini kaşımak ister. Ve bu değişiklikler çok doğaldır ki, bebeğin canını acıtabilir, onu huzursuz ve asabi yapabilir. Ağız içindeki bu değişiklikler sebebiyle rahatsız olan bebek, uykuya dalmakta güçlük çekebilir. Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, istatistiksel verilere dayanarak bilinen diğer diş çıkarma belirtileri ise, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve ciltte döküntüdür. Fakat bu belirtilerin, aslında var olan başka bir rahatsızlığı saklıyor olma ihtimali de çok yüksektir. Her türlü problemi diş çıkartma sürecine bağlamak çok yanlıştır. Bebeğimizin diş çıkarma döneminde, aynı anda farklı bakterilerle de yeni tanışıyor ve savaşıyor olduğunu unutmayalım. Dolayısıyla bu gibi durumlarda öncelikle doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.



Normal geçtiğini varsaydığımız bir diş çıkarma döneminde, bebeğinizin dişetlerindeki kaşıntısını yenmesi için ona yardımcı olabilirsiniz. İlk akla gelen dişetinin üzerine sürülen Ağrı kesici jeller olacak diye tahmin ediyorum. Ya da deliksiz uyuması için verilen ağrı kesici şuruplar… Diş çıkarma döneminde bebeğiniz uykuya dalmada güçlük çekebilir, fakat uyku düzensizliğini bu sürece bağlamak yanlış olur. Dolayısıyla bebeğinize bu dönemde ağrı kesici jel ya da şurupları vermek size çok yardımcı olmayabilir. Boşu boşuna bebeğinize ilaç vermiş olursunuz. Bunların yerine doğal yöntemlere başvurmak daha sağlıklı olacaktır.

Bebeğinizin dişetlerini kaşıması için ona bir havuç ya da salatalık verebilirsiniz mesela ya da özellikle yeşil soğanın beyaz kısmını keserek bebeğinize verebilirsiniz. Yeşil soğan, dişetlerindeki kaşınmayı ve ağrıyı çok hızlı bir şekilde kesecek ve bebeğinizi rahatlatacaktır.


Sadece diş kaşımaya yardımcı olmak için piyasaya sürülen lastik oyuncaklardan da faydalanabilirsiniz. Ama fabrikasyon oyuncakları bebeğimizin ağzına götürmesini tabiî ki hiçbirimiz istemeyiz. Doğal yöntemlerden faydalanmak çok daha sağlıklı olacaktır.



Bunun dışında, bebeğinizin dişleyebileceği kadar büyüklükte meyve ya da sebze pürelerini dondurup, bebeğinizin eline verebilirsiniz. Böylece hem azıcık da olsa meyve yemiş olacaktır, hem de soğuk, dişetlerine iyi gelecektir. Tabi bu dönemde bebeğinizin boğazında iltihabi bir durum olmadığından emin olmanız gerekecektir.



Farklı doğal besinler kullanarak, parmağınızla bebeğinizin dişetlerine masaj yapmanız da bebeğinizi rahatlatabilir. Fakat gerçekçi olmak gerekirse, zaten huzursuz ve asabi olduğu bu dönemde bebeğinizi sabit bir şekilde tutup, dişetlerine masaj yapmak çok da kolay olmayacaktır.



Benim tavsiye edeceğim en basit ve etkili yöntem, bebeğinizin eline, ağzına soktuğunda problem olmayacak besinler verip, özgürce kendini rahatlatmasına izin vermek olacaktır. Böylece bebeğiniz hem huzursuz, asabi bir karakter sergilemeyi bırakacak hem de yeni tatlar öğrenecektir. Siz de farkında olmadan, bebeğinizin kendi problemlerini kendi başına çözme becerisinin tohumlarını ekmiş olacaksınız.”
Devamını Oku...


ADINI DUYMADIĞINIZ PEYNİRLER VE TÜM PEYNİR ÇEŞİTLERİ

Çarşamba, Aralık 17, 2014


Kahvaltıların vazgeçilmezi, yemeklerin tatlandırıcısı ya da özel davetlerin leziz yiyeceği! Peynir sadece bir yemek aracı değil; süsleme aracı olarak da hayatımıza yer etmiş durumda. Birçok kullanım alanı olan peynirlerin, çeşitleri de bir o kadar fazla ve her biri farklı görünüm, lezzet ve kullanım alanına sahip. Neredeyse 100’ü aşkın peynir çeşidi olduğunu söylesek, şaşırırsınız herhalde. Aşağıda, sizlere peynirin kısa bir oluşumundan ve dünyada ile Türkiye’de bulunan peynir çeşitlerinden bahsedeceğiz.


Peynir Nasıl Ortaya Çıktı?
MÖ 5000 yıllarına kadar dayanan mitolojik bir yiyecek olmakla birlikte; yiyecek olmaktan çıkıp hem yaygınlaşıp hem de süsleme aracı olarak kullanılması; Roma İmparatorluğu’na dayanır. İlk kez Orta Asya Türk’leri tarafından bilinmeden üretildiği düşünülen peynir; halkın sütü saklamak için kullandığı hayvan derilerindeki bakteriler ile mayalanması sonucu oluştuğu düşünülmektedir.
Bir başka teori ise; sütü basınç altında tutmak ve tuzlamak ile ortaya çıktığı hakkındadır. Nasıl çıktığı tam olarak bilinmese de, ortaya atılan bu teoriler; peynirlerin tuzlu ve az tuzlu olarak üretilmesini sağlamıştır. Bu yüzden daha az tuzlu peynirler, Avrupa’da daha çok üretilip farklı lezzetler ortaya çıkarmıştır.

Dünyadaki Peynir Çeşitleri ve Özellikleri
Aberdeen Crowdie: Olmuş ile olmamış arasında bir peynir görüntüsüne sahiptir ve özellikle İngiltere ile İskoçya ülkelerinde tüketilir. Çok fazla kullanım alanı yoktur ve yulaf gibi ürünlerle lezzetli tatlar elde edilebilir. Kimyon tohumları içine karıştırılarak tüketilebilir.
Adelost: Tek özelliği İşveç ineklerinin sütünden yapılmasıdır ve peynir yapılırken içerisinde çeşitli yeşillikler katılarak görsel bir görüntü oluşturulur.
Appenzeller: Dini kökenli bir peynir olarak bilinir ve 11. yüzyılda rahipler tarafından üretilmiştir. Tam olgunlaşmadan önce elma şarabına ya da beyaz şarap içinde bekletilir. Emmenthaler peynirinden biraz daha yağlı ve yumuşak olup, Gruyere peynirinden daha fazla tat vericidir.

Allgau Emmantaller: Yıllandıkça güzelleşen bir peynir tabirine sahiptir ve ilk yapıldığında yumuşak olup giderek sertleşen bir peynirdir. Sertliği arttıkça, verdiği lezzette artmaktadır. Rendelemek, dilimlemek ve parçalamak için güç gerektirir. Almanya’da en çok tüketilen ve inek sütünden yapılan peynirdir.
American Peyniri: Daha çok atıştırmalık yiyecekler için krem peynir gibi kullanılır. Kraker veya ekmek üstü için çokça kullanılmaktadır. İşlenmiş olup yumuşak bir yapıya sahiptir.
Asiago: Izgara üzerinde kızartılabilen bir peynir olup fakirlerin en pahalı yiyeceği olarak düşünülebilir.

Hammaddesi koyun sütü olup şu anda inek sütünden de yapılabiliyor. İlk üretildiğinde sert bir yapıya sahiptir. Baby GoudaTuzlu bir peynir olup sertleştikçe ızgara için idealleşir. Amerikan ve İtalyan türü mevcuttur.
Baby Gouda: Yarı yumuşak bir Amerikan peyniridir. Hafif bir tadı vardır.
Beja: Portekiz’in koyun sütünden elde edilir. İlk zamanlarda yağ gibi olup yumuşaktır ancak olgunlaştıkça sert ve baharatlı bir tat alır. Orta derece tuzludur.
Brie: Süsleme amaçlı bir peynir türüdür. Fransızlara aittir ve keskin bir lezzeti vardır. Yumuşak olmasının yanında kremsi bir şekli vardır. Pastörize edilmemiş sütlerden yapıldığında amonyak kokusu fazlaca alınır ve olgunlaştıkça artar. En iyi Brie peyniri, pastörize edilmemiş sütten elde edilir ve mantarların üzerinde kullanılması tavsiye edilir. Tatlı ve çerezler içinde kullanılıp, taze meyvelerin üzerine sürülmektedir.
Brillat-savarin: Tatlı bir Fransız peyniridir. Lezzetlidir.
Burrata: Dünyada üzerine tanınan bir peynir yoktur. En lezzetli peynir olarak bilinir ve Güney İtalya’da üretilir. Mozzarella peynirine çok benzemektedir. Bizon sütünden üretilip tereyağı tadına sahiptir. Dış kısmı peynir olarak görülmez ancak yenilebilmektedir.

Camembert: En çok satılan Fransız peyniri olup, meşhur bir peynir türüdür. Dış kısmı yenmese de, iç kısmı yenebilir ve yapay olarak olgunlaştırılmıştır. Brie gibi tadı olmasına karşın; lezzeti ve yeme hissi daha güzeldir. Tatlılarda ve çerezlerde kullanılıp, Fransızların en çok elmalı tartlarla kullandığı üründür.
Cheddar: Dünyada en çok üretilen peynir olup, iştah açıcı ve lezzetli olduğu için lokantalarda ve yeme-içme mağazalarında çokça kullanılır. Krem rengine sahip olup turuncu rengi de alabilmektedir. Hafif olabilirken, keskin de olabilmektedir ve yağlıdır.
Cheshire: Kökeni çok eskilere dayanan ve 3 renge sahip olan peynirdir. Kırmızı olan şeftali renginde, beyaz olan sarımsı renkte ve mavi renkte olmaktadır. Serttir ve tuzludur. Gevrekimsi yapıdadır.
Edam: Taze meyveler için kullanılmaktadır ve görüntü olarak yuvarlak olup dış kısmı kırmızı mum ile kaplıdır. Hafif ve lezzetli olup Hollanda’nın ilk peyniridir.

Emmenthaler: İşviçre’nin popüler peynirlerinden olup dış kısmı kahverengimsi bir kabuğa sahiptir.
Delikli bir yapısı varken, aromatik tadı ile dikkat çekmektedir. Ayrıca aşırı tatlı ve lezzetlidir.
Feta: Görüntüsü ile iştah açan bir peynirdir. Yunanlıların meşhur peynirlerindendir ve salatalarda kullanılır. Gevreksi bir yapısı olmasına karşın, dilimlenebilir. Tuzlu ve kremsi bir yapıya da sahiptir. Ancak olgunlaştıkça kurur.

Gorgonzola: Mavi damarları olan ve çürümüş hissi veren peynirdir. Gerçekten lezzetli olup ilkzamanlarında yumuşak ve kremsi iken, olgunlaştıkça sıkı veya lapa bir hal alır. Kabuğu vardır ancak tüketilebilir. Mavi peynir olarak bilinir.
Gouda: Edam peyniri ile benzer bir üründür. Ancak bunun dış kabuğu olabilir yada olmayabilir.
Kashkaval: Gençken kremsi yapıdadır ve olgunlaşınca rendelenebilir bir peynirdir. Yunanistan’a özgüdür ve koyun ile keçi sütünden yapılır.
Mascarpone: Dünyanın en hantal görünüşlü ama en hafif peyniridir. Görüntüsü ile hayrete düşürür. İtalyan peyniri olup üç katlı bir yapısı vardır. Döverek üretilir ve köpürtülür. Hafif olmasının yanında kadife gibidir ve zengin tatlara gebedir. Meyvelerde ve pastalarda süsleme amaçlı kullanılır.



Monterey Jack: Tatlılarda, güveçlerde, çerezlerde yada aklınıza gelebilecek her yerde kullanılan tereyağlı, hafif ve yumuşak olup, çok yönlü kullanılabilen bir peynirdir.
Mozzarella: En ünlü peynirlerden birisidir ve Pizza yapımında İtalyanlar tarafından kullanılıp dünyaya yaygınlaşmıştır. Beyaz, kremsi ve yumuşaktır. Sadece manda sütünden üretilmektedir.

Parma: Kırmızı şarap ile servis edilen bir peynirdir ve bir yıl boyunda sıkı halinden kaskatı hale doğru gider. İtalyanlara aittir.
Parmigiano: Kaşar olarak düşünebileceğimiz bu peynir, keskin ve kokusu doyumsuz bir peynirdir. Kırılgandır ancak rendelenebilmektedir. Masada servis edilen peynir, ağızda eridiği için en meşhur peynirler arasındadır ve deliklidir.



Ricotta: Peynir altı suyuyla üretildiği için peynir olarak düşünülmez. Saklanması çok zor bir peynirdir ve satensi bir yapıya sahiptir.
Roquefort: Mavi damarlı dünyanın en meşhur Fransız peynirlerinden biridir. Koyun sütü ile yapılır ve tadı keskin olmasına rağmen, koyun sütü kokusu ile hafif bir peynir algısı verir. Tuzludur ve müptelası çoktur.

Türkiye’de Bilinen Ve Bilinmeyen Peynir Çeşitleri
Türkiye’de marketlerde gördüğümüz peynir çeşitleri kısıtlıdır ancak bilinmeyen birçok özel peynir çeşidimiz vardır. İşte ülkemizdeki peynir çeşitleri şunlardır.
Ezine peyniri: Tadı, görüntüsü ve lezzetli ile en çok sevilen peynirdir ve Çanakkale’nin Ezine ilçesinde üretilir.
Çeçil peyniri: Genellikle Erzurum ve Kars bölgesinde sınırlı sayıda üretilmektedir. Küflü Ardahan keçi peyniri, Kars kaşarı, Trakya kaşarı, Bandırma Mihaliç kelle peyniri, keçi peyniri, İzmir tulumu, Erzincan tulumu yada Külek peyniri, Kolot peyniri; adından da anlaşılacağı gibi ilgili bölgelere has lezzetlerdir.
Van otlu peynir: Genellikle ilkbahar aylarında sütün ve otun bol olduğu zamanlarda üretilir. Yapımında içine yabani otlar karıştırılır.
Lor peyniri: Peynir altı suyunun pıhtılaştırılması ile elde edilir ve saklaması zor, ömrü kısadır. Tuzlu tuzsuz olmak üzere üretilir ve kaşar yapımı sırasında ortaya çıkan sudan elde edilir. Çeşitli illere ait çeşitleri vardır.
Dil peyniri: Tadı lezzetli ve tuzsuz olan bir peynirdir. Mozzarella peynirine benzerliği ile dikkat çeker.



Hellim peyniri: Kızartması ile ünlenen bir peynirdir. İçerisinde çeşitli ürünler bulunur. Kıbrıs’ta yüzyıllardır üretilmektedir.








Devamını Oku...


Bu karışım gripten koruyor!

Salı, Aralık 16, 2014


Öğretim görevlisi ve herbalist Muhsin Duran, gribe karşı etkili karışımın formülünü açıkladı.

Bu karışım gripten koruyor!


Grip vakalarının arttığı bu günlerde bundan kurtulmak için bir karışım formülü de Bitlis Eren Üniversitesi öğretim görevlisi ve herbalist Muhsin Duran’dan geldi. Havaların soğuması ile birlikte grip salgının arttığını ve vatandaşların hastanelere koştuğunu belirten Duran, hastanelerde hastalara verilen antibiyotikler ve diğer ilaçlarla hem vücudun hem de karaciğerin yorulduğunu ifade etti. Bunun yerine doğal yollarla hastalıktan kurtulmaya çalışmanın daha doğru olacağını vurgulayan Duran, vatandaşların evde ya da iş yerlerinde yapacakları karışımlarla hem kısa sürede hem de vücutlarını ve akciğerlerini yormadan gripten kurtulabileceğini kaydetti. Duran, bunun yanı sıra, karışımın sık sık kullanılması durumunda gribe yakalanma riskinin ortadan kalkacağına da dikkat çekti.
Doğal karışımın karanfil, zencefil, tarçın, limon ve bal ile yapıldığını anlatan Duran, "Bir su ya da kupa bardağının içerisine sıcak suyumuzu doldurduktan sonra 4-5 tane karanfil, küçük bir parça zencefil ve küçük bir parça tarçın atıyoruz. 5 dakika beklettikten sonra 4-5 damla limon sıkıp, bir tatlı kaşığı bal ilave ediyoruz. 5 dakika daha beklettikten sonra karışımımız hazır hale geliyor. Bu karışımı günde iki defa yapmamız durumunda hem 2-3 gün içerisinde gripten kurtuluruz hem de gribe yakalanma riskimiz azalır. Ayrıca bu karışım vatandaşları ilaçların yan etkisinden de kurtarır" dedi.
Devamını Oku...


İlk Buluşmada Nereye Gidilmeli? İyi Bir Başlangıç İçin 10 Tavsiye

Salı, Aralık 16, 2014


İlk buluşmada nereye gidilmeli? Belki de birçok ilişkinin daha başlamadan bitmesinin altında bu sorunun doğru yanıtının bilinmemesi yatmaktadır. İlk buluşmada nereye gidilmeli konusunda yanlış yapılan tercihler karşı cinsin sizden soğumasına ya da doğru tanıyamamasına sebep olabilir.
İlk buluşmada nereye gidilmeli konusunun kimse başına dert olmasını istemez. Bu konuda kararsız kalmış da olabilirsiniz. Sizlere ışık tutacak, ilk buluşmada nereye gidilmeli sorusuna en doğru tercih olabilecek 10 farklı mekandan oluşan listemize mutlaka göz atmalısınız.
1.Akşam yemeğine çıkın.
ilk buluşmada nereye gidilir
Çok olağanüstü veya alışılmadık bir fikir gibi gelmeyebilir ama bir insanı tanımak için yemekten daha iyi olabilecek çok az yer var. Yıldızlı lüks bir restorana götürmek yerine daha sıradan bir mekanı tercih etmenizde fayda var. Çin restoranı gibi spesifik bir mutfak üzerine çalışan bir mekandansa daha çeşitli mutfaklardan lezzetler sunan bir restoranı tercih etmeniz karşınızdaki insanın ne tarz yemeklerden hoşlandığını ve buna dayanarak karakter analizi yapmanızda yardımcı olacaktır. Yanınızda yeterince para olduğundan emin olun. Sadece ilk buluşma diye pahalı bir restoran seçip daha sonra hiç gidemeyeceğiniz bir mekanı tercih etmeniz de kendinizi yanlış tanıtmanıza sebep olacaktır bu da ilişkinizin ilerleyen zamanlarda zedelenmesine yol açabilir.
2.Öğlen yemeğine çıkın.
ilk buluşmada nereye gidilir
Gündüz vakti yemeğe çıkmanız iki taraf üzerinde de daha az baskı oluşturacaktır. Akşam yemeğine göre daha rahat kıyafetler tercih edebilirsiniz, bu da daha rahat hissetmenize yardımcı olabilir. Daha rahat hissedeceğiniz için davranışlarınız da daha doğal olacaktır bu da birbirinizi tanımanız açısından oldukça önemli rol oynayacaktır.Elektirik alamama durumunda öğleden sonra bir işiniz olduğunu söyleyip kaçma şansınız olabilir, bu açıdan da tercih edilebilir.
3.Kahve içmeye veya dondurma yemeye gidin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Öğlen yemeğine göre daha da rahat hissedebileceğiniz bir seçenek. Karşı cinsi yeni tanıştığınızda yemeğe davet etmek daha zor olabilir o yüzden ilk etapta daha basit bir tercihle bir kahve içmek veya dondurma yemek daha sempatik gelebilir.
4.Sportif bir aktiviteye gidin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Çok romantik olduğunu söyleyemeyiz ama ilk buluşmada heyecanlanıyorsanız ve konuşacak bir şey bulamam diye korkuyorsanız bunları yenmeniz için ideal bir tercih olabilir. Hem birlikte eğlenebiliyor musunuz bunu görürsünüz hem de sürekli konu bulup konuşmak zorunda kalmazsınız, boşlukları seyrederek doldurabilirsiniz.
5.Konsere gidin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Eğer aynı tarzda müzikten hoşlanıyorsanız konsere gitmek iyi bir ilişkinin temellerini atmak için çok doğru bir tercih olabilir. Eğlenirken aynı zamanda birbirinizi tanımanız için konuşacak fırsatınız da olur. Müzikle ilgili konuşmalar boşlukları iyi dolduracaktır.
6.Sinemaya gidin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Bunu sadece ilk buluşmada aşırı heyecanlanıp konuşmakta zorluk çekenler için öneriyoruz. Belki birbirinizi tanımanız için çok fazla vakit olmayacak ama film başı arası ve sonunda konuşmanız da yeterli olabilir. Heyecanlanıp sürekli saçmalamaktansa az konuşmak ilk buluşmada sizi eksi puanlardan kurtaracaktır. Bu maddeyi üzerinizden heyecanı atmak için 1-2-3. maddelerle kombin edebilirsiniz. Sinemadan sonra yemekte film hakkında konuşma imkanınız olacaktır.
7.Pikniğe gidin.
ilk buluşmada nereye gidillir
Büyük bir mangal partisi değil ama aperatif hazırlanmış yiyeceklerinizi alıp pikniğe gitmek sizi ilk buluşmada çok rahat hissettirecektir. Hangi restorana gitsek, ne giysem gibi sıkıntılardan uzak kalmak için yapılacabilecek güzel bir tercih. Doğayla iç içe olup daha pozitif olmanızı ve birbirinizi daha iyi tanımanızı sağlayacaktır.
8.Hayvanat bahçesine gidin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Eğer ikiniz de doğadan ve vahşi yaşamdan keyif alıyorsanız hayvanat bahçesi sizin için doğru tercih olacaktır. Uzun belki yorucu bir günü birlikte geçirmenizi ve birçok şey paylaşmanızı sağlayacaktır. Birbirinizi tanımanız için çok iyi bir seçim.
9.Alışveriş merkezinde gezin.
ilk buluşmada nereye gidilir
Alışveriş yapmaya değil ama biraz turlayıp bir şeyler atıştırmak için iyi bir tercih olabilir çünkü gezinirken çok fazla konuşmak zorunda kalmayacaksınız. Vitrinlere bakarken zevkleriniz hakkında fikir sahibi olmak faydalı olacaktır. Yine ilk buluşmada çok fazla konuşmak istemeyenler için önerebileceğimiz bir alternatif.
10.Hareketli bir şeyler yapın.
ilk buluşmada nereye gidilir
Bowlinge veya buz pateni yapmaya gidebilirsiniz. Hem eğleneceksiniz hem de aranızdaki soğuk havayı daha çabuk ısıtacaksınız. Özellikle başarılı olduğunuz bir dalı tercih etmenizde fayda olacaktır. Bu şekilde kendinize hayran bırakma ihtimaliniz de olacaktır. Ancak sakın iyi futbol oynarım diye kız arkadaşınızı halı saha maçına davet etmeyin:).
İlk buluşmada nereye gidilmeli sorusuna etkili olduğunu düşündüğümüz 10 cevabı verdik ama yine de hiç birinin yüzde yüz garantisi var diyemeyiz. Mekan tercihi tabiki önemli ama biraz da sonucu o günkü davranışlarınız belirleyecektir. Sadece sakin olmaya çalışın ve keyif almaya bakın. Farklı görünmeye çalışıp aptalca şeyler yapmayın. En önemlisi kendiniz olun.
İyi şanslar:)
Devamını Oku...


Mutfakta Şef Sizsiniz :) Copyright © 2013
Powered by Blogger Published.. Blogger Templates