sağlıklı yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kilo Aldırmayan 10 Abur Cubur

Çarşamba, Mart 25, 2015

Ünlülerin diyetisyeni Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, yaz aylarında elimizin altında olması gereken kilo aldırmayan 10 sağlıklı abur cuburu sıraladı. Peki nedir bu kilo aldırmayan abur cuburlar? 


1- Kuru üzüm + leblebi karışımı: 1’ er çay bardağı karıştırıp çantamıza koyabileceğimiz bu karışım bir şeyler atıştırmak istediğimizde keyifli ve besin değeri yüksek tatminkâr bir abur cubur olacaktır.

2- Fındık + kuru üzüm karışımı: Fındığın kilo vermeye katkısı tartışılmaz, kuru üzüm ile beraber yersek, demir ve flavonoidlerden zengin bir karışım elde ederek metabolizmamızın hızına katkıda bulunmuş oluruz.

3- Ceviz: Omega- 3 zengini ceviz, tok tutmasının yanında metabolizmamızı hızlandırıp yağ yakmayı kolaylaştırır. Ve ayrıca zinde, enerjik olmamızı sağlar, algı düzeyimizi arttırır. Aralarda 1 avuç cevizi 1 adet elma veya taze her hangi bir meyve ile beraber tüketmek daha hızlı kilo vermemizi sağlar.

4- Peynir+ ekmek + maydanoz ile sandviç: Peynir+ ekmek ikilisi birde yeşillik ve çiğ sebzeyle karıştırılırsa metabolizmamızı hızlandırmak da ve kilo vermemizi kolaylaştırmakta rakip tanımaz.

5- Yoğurt + maydanoz karışımı: Yoğurttaki kalsiyum yağ yakmayı tetiklediği gibi aynı zamanda ödemi azaltıp,  dolaşımımızı açarak kilo vermemizi kolaylaştırır. Gece yatmadan yoğurda maydanoz karıştırarak yersek,  yavaşlayan metabolizmamızı açar kilo vermeye ivme kazandırmış oluruz. 

6- Yoğurt + yulaf ezmesi + ceviz: Yulaf ezmesinin içerdiği lifin yapısı farklı olup sindirim sistemini farklı düzeyde çalıştırır. Böylece sindirim sisteminde olan problemleri aşmamızı kolaylaştırır. Ceviz ve yoğurt ile yulaf ezmesi metabolizmamızın maksimum düzeyde çalışması için en iyi anahtardır.

7- Meyveli probiyotik yoğurt: Pratik ve eğlenceli bir abur cubur olan meyveli yoğurtların probiyotik lif içerenlerini tercih etmeliyiz. Böylece bağışıklık sistemimizi de güçlendirmiş oluruz.

8- Ayran: En sağlıklı içecek. Serinletecek soğuk bir içecek içmek istediğimizde gazlı ve şekerli içeceklerle kıyaslanamayacak değerde bir içecek. Soda + ayran olarak tüketmek çok yoğun terlediğiniz çok su kaybettiğiniz dönemlerin tamamlayıcısı.

9- Süt: Sade su gibi içmek yerine imkan olduğunda sıcak içmek daha kalıcı bir tokluk sağlar. Neskafe, Türk kahvesi veya kakaoyla karıştırmak da lezzetini çeşitlendirdiği gibi yapısında bulunan kafeinden dolayı metabolizmamızı bir miktar hızlandırır.

10- Süt + bitter çikolata: Çikolata mutlu eden ve metabolizmamızı hızlandırabilen keyifli bir abur cubur. Sütle birlikte ölçülü miktarda çikolata tüketmek kilo verme hızını oldukça yükseltiyor.

Önemli Not

Bu sağlıklı abur cuburları kilo almadan yemek için; sabah öğlen akşam ana öğünlerimizi sağlam tüketmeliyiz. Öğünlerimiz; karbonhidrat, protein, yağ açısından dengeli, vitamin ve mineraller yönünden yeterli düzeyde olmalı. Bunu sağlamak için de ana öğünler; 1. Grup et grubu, 2. Grup ekmek grubu, 3. Grup süt yoğurt grubu, 4. Grup sebze- meyve grubu yiyeceklerin hepsini içermeli.
Devamını Oku...


Yaza Sağlıklı Girmek İçin Hazırlayabileceğiniz 9 Ev Yapımı Meyve Suyu

Salı, Mart 17, 2015

youtube - havuç limon armut meyve suyu


Sıcak havaların kendini göstermesiyle birlikte su ihtiyacımız da hızlı bir şekilde artar. Bu yüzden özellikle bahar ve yaz aylarında su tüketimi yükselir ve biz kendimizi gazlı içecekler içerken, aldığımız meyve sularını midemize indirirken buluruz.
Şimdi anlatacaklarımız bu kuralı yıkacak türden. Çünkü satın aldığınız hiçbir içecek kendi hazırlayacağınız ev yapımı meyve suyu kadar lezzetli ve sağlıklı olamaz.
Daha sağlıklı ciltler, atılmış ödemler, rahatlayan mideler, beslenen hücreler için hadi başlayalım.

Limon, zencefil ve salatalık suyu

simplestthings - limon salatalık zencefil suyu


Evde hazırlayabileceğiniz belki de en kolay ve en lezzetleri meyve sularından bir tanesi kendisi. Temizleyici etkisiyle aynı zamanda bir detoks içeceği de olmaya aday.
Malzemeler: 1 salatalık, 1 limon, 1 yemek kaşığı taze zencefil, 200 ml. su
Hazırlanışı: 1 adet salatalığı blenderdan geçirin. Üzerine bir adet limonu tam olarak sıkın. Ardından küçük parçalara bölüp ölçtüğünüz bir kaşık zencefili ekleyin. Hepsini blenderda karıştırıp suyu ekleyin. Güzelce karıştırıp 330 ml’lık bardakta servis edin.

Frambuaz, dut ve yaban mersini suyu

bestwlppr - frambuaz dut yaban mersini meyve suyu


Rahatlatıcı ve kan yapıcı etkisiyle mis gibi bir meyve suyuyla karşınızdayız. Sevdiklerinizle paylaşmak için can atacaksınız.
Malzemeler: 1 bardak dut, 1 bardak frambuaz, 1 bardak yaban mersini, 1 yemek kaşığı bal, 100 ml. su
Hazırlanışı: Dut, frambuaz, yaban mersini ve balı blenderda smoothie kıvamına gelene kadar parçalayın. Ardından üzerine 100 ml. suyu ekleyip tekrar blenderdan geçirin. Son olarak 330 ml’lik bardakta soğuk servis edin.
Eğer taze yaban mersini bulamazsanız kurutulmuş yaban mersini ekleyebilirsiniz.

Şeftali, mango ve portakal suyu

veggieonapenny - şeftali mango meyve suyu


Pazarda ya da markette şeftaliyi gördüğünüz ilk anda hazırlamanız gereken bir meyve suyu diyebiliriz. Keyifle içmek size kalmış. Vitamin dolu, mineral dolu.
Malzemeler: 1 adet şeftali, 1 adet mango, 1 adet portakal, 100 ml. su, 1 yemek kaşığı bal.
Hazırlanışı: Soyduğunuz ve çekirdeklerinden ayırdığınız mango ve şeftaliyi blendera atın. Üzerine 1 adet portakalın suyunu sıkın. Son olarak su ve balla birlikte tekrar blenderdan geçirin. Süslemek için dilerseniz bir dilim şeftali kullanabilirsiniz.

Elma, armut ve kiraz suyu

thinksteroids - şeftali armut meyve suyu


Tıpkı şeftalide olduğu gibi bahar ve yaz aylarının en güzel meyveleri kiraz ve armut da tezgahlara düştüğü gibi alınıp meyve suyu haline getirilmeli diyoruz.
Malzemeler: 1 elma, 1 armut, 10 adet kiraz, 100 ml. su
Hazırlanışı: Elmayı ve armutu dilimlere bölüp blenderın içine atın. Ardından çekirdeğini çıkardığınız kirazları da suyla birlikte blenderdan geçirin. 330 ml’lik bardaklarda soğuk olarak servis edin.

Greyfurt, portakal ve kivi suyu

doubletakedebate - portakal greyfurt meyve suyu


Kış mevsiminin son portakallarını değerlendirmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. C vitaminine bol, mis gibi bir meyve suyudur kendisi.
Malzemeler: 1 adet portakal, 1 adet greyfurt, 1 adet kivi, 200 ml.su
Hazırlanışı: Portakal ve greyfurtun suyunu sıkın. Blenderdan geçirdiğiniz kivinin üzerine ekleyin. Son olarak suyu da blendera ekleyip karıştırın. Elde edeceğiniz meyve suyunu uygun bir bardağa dökün. Afiyetle için.
Tatlandırmak için bal kullanabilirsiniz.

Limon, elma ve üzüm suyu

daveskitchen - elma üzüm meyve suyu


Üzüm varsa keyifle bu meyve suyunu içebilecek bir sürü kişi bulabiliriz. Üzümü seven, bağrına basan herkesin yapması gereken bir tarif.
Malzemeler: 1 adet elma, 1 tatlı kaşığı zencefil, 1 avuç dolusu üzüm, çeyrek limon, 1 şişe soda.
Hazırlanışı: Soyup hazırladığınız elmayı blendera atınız. Ardından üzümleri ekleyin ve zencefille blenderdan geçirin. Limonu sıkıp sodayı da ekleyin. Hafifçe karıştırıp afiyetle için.

Elma ve zencefil suyu

wishfulchef - elma ve zencefil suyu


Yalnızca iki malzemeyle oldukça yenileyici, yağ yakıcı bir meyve suyu hazırlayabilirsiniz.
Malzemeler: 3 adet elma, 1 yemek kaşığı taze zencefil
Hazırlanışı: Elmaları temizleyip meyve sıkacağından geçirin. Küçük parçalara böldüğünüz zencefili içine atın. Karıştırın ve servis edin.

Elma, çilek ve portakal suyu

everydayhcg - elma çilek portakal meyve suyu


Çileksiz bir meyve suyu düşünemeyenlere özel tabii ki çilekli tarifimiz de hazır. Diğerleri gibi oldukça basit, hemen yapabileceğiniz güzellikte.
Malzemeler: 1 adet elma, 1 adet portakal, 10 adet çilek, 100 ml. su.
Hazırlanışı: Temizlediğiniz elmayı ve çilekleri blendera atın. Üzerine bir adet portakalın suyunu sıkın. Son olarak suyu ekleyip blenderdan geçirin. 300 ml’lik bir bardakta servis edin.

Havuç, limon ve armut suyu

youtube - havuç limon armut meyve suyu


Havucu unutmadan listemize alıyoruz. Depo bitki olması nedeniyle tam bir şifa deposu olan havucu en az kendisi kadar faydalı meyvelerle bir araya getiriyoruz.
Malzemeler: 2 adet havuç, 1 adet armut, 1 adet limon
Hazırlanışı: Havuçları temizleyin ve blender’a atın. Yine temizlediğiniz armutu blender’a ekleyin. Üzerine bir tam limon sıkın. Blenderınızı çalıştırın ve çıkan suyu afiyetle bardağa doldurun.
Devamını Oku...


Atom içeceği

Perşembe, Ocak 15, 2015


Yorgunluğunuzun üstesinden atom içeceğiyle gelin!

Atom içeceği

Malzemeler:

1 tane ayva
1 tane yeşil elma
1 tane armut
1 tane kivi
1 tane muz
3 tane havuç
1 tane mandalina
8-10 tane kırmızı üzüm tanesi
2 yemekkaşığı bal
Yarım su bardağı süt

Yapılışı:
Ayva, armut, elma ve havuçları yıkayıp, boyuna kesin. Kivi ve mandalinanın da kabuklarını soyarak ayva, armut, üzüm, elma ve havuçla birlikte katı meyve sıkacağından geçirin. Üzerine muzu, 2 yemek kaşığı balı ve sütü ekleyip blenderdan geçirin.

Afiyet olsun!
Devamını Oku...


Çocuklarda beslenme nasıl olmalı ?

Salı, Ocak 06, 2015

Tavuk eti, 6 ay ve 5 yaş arasındaki çocuklarda sıklıkla görülen protein yetersizliğini gidermede ekonomik, lezzetli ve pratik bir çözüm.

Çocuklarda beslenme nasıl olmalı?

Çocukların büyüme ve gelişmesinde en önemli temel besin öğelerinden birinin protein olduğunu söyleyen Doğu Akdeniz Üniversitesi sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Perihan Arslan, “Yeterli miktarda protein alması gereken çocuklarda protein, sadece dokuların tamiri ve yeniden yapılanması için değil, vücudun büyümesi ve gelişmesi için de gereklidir. Proteinler, hücre bölünmesi ve gelişmesi için çok önemlidir. Dolayısıyla, biyolojik değeri yüksek olan tavuk, balık, süt ve peynir gibi gıdaların yeteri kadar tüketilmesi çocukların sağlığı için elzemdir” dedi.


“Tavuk eti, çocuğunuzun tadacağı ilk et çeşidi olsun”

Tavuk etinin bebek ve çocuklara ilk olarak tanıştırılabilecek et çeşidi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Perihan Arslan, “Bebeğiniz ve çocuklarınızın yemeğinde kullanmanız için en uygun seçimlerden biri olan tavuk eti, gerek beslenme planlarında gerekse de mamaların dokusunun yumuşaklığı ve demir bakımından besleyiciliği açısından önerilmektedir. Bebeğiniz ve çocuğunuz için uygun olan pratik tavuklu tarifler, onun hücrelerinin büyümesi ve onarımı için elzem olan aminoasit açısından zengin olmakla birlikte, içerisinde bağışıklık sistemlerine katkıda bulunan B3, B6, piridoksin ve B5 vitaminleri içermektedir. Çocukların beslenme programlarında mutlaka yer bulunması gereken tavuk eti aynı zamanda yağsız, proteince zengin ve liflerinin kısa oluşu nedeniyle çiğnenmesi ve hazmı kolay bir gıdadır” dedi.

Beslenme çantası için pratik tavuklu sandviç tarifi

Evde sağlıklı ve düzenli beslenen çocukların bu alışkanlığının okul döneminde de sürmesi beslenme düzeninin oturması için çok önemli. Çocukların beslenme çantasına koyabileceğiniz lezzetli ve pratik bir tavuklu sandviç her zaman güvenli ve besleyici bir seçim olacaktır.

Tavuklu Sandviç:

1 avuç maydanoz yaprağı

2 adet domates

4 adet küçük sandviç ekmeği

4 adet dilimlenmiş kaşar peynir

4 adet marul yaprağı

İstenilen miktarda haşlanmış tavuk eti

Yapılışı:

Küçük sandviç ekmeklerinin arasına haşlanmış tavuk etini koyun. Domatesi halka şeklinde kesip üzerine koyun. Kaşar peynirini istediğiniz şekilde kesin ve tavukların üzerine dizin.

Marul yaprağı ve kıyılmış maydanozlarla süsleyin.
Devamını Oku...


Kalbi koruyan 5 öneri

Perşembe, Aralık 25, 2014

Kalp sağlığınız için atmanız gereken adımda size yol gösterecek ipuçlarını Hisar Intercontinental Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yılmaz Güneş’ten öğrendik.

Kalbi koruyan 5 öneri


Kalp damar hastalıklarının görülme oranının giderek arttığını ve bu hastalıkları oluşturacak risk faktörlerini önleyerek önemli bir adım atılacağını dile getiren Doç. Dr. Güneş; ‘Ne yazık ki çok oturan bir toplumuz. Öncelikle bunu değiştirmemiz gerekiyor; daha az yiyip daha çok yürümeli ve sigarayı bırakmalıyız.’ diye konuştu.  


Kalp Sağlığınızı Korumak İçin İşin Uzmanından 5 Öneri:

1.    Yediğinizi yaktığınızdan eminseniz yiyin (Daha az yemek daha çok aktivite). Yemekten vazgeçemem diyorsanız her şeyden ama az miktarda tüketin. Daha çok meyve ve sebze ağırlıklı beslenin. Hayvani gıdalardan ve katı yağlardan uzak durun.

2.    Sigarayı bırakın. Çünkü sigara tansiyon, kolesterol gibi herhangi bir hastalığınız olmasa bile kalp krizine neden olabilir.

3.    Düzenli bir şekilde her gün en az yarım saat yürüyüş yapın. Çünkü düzenli egzersiz kalp sağlığınızı korumanız için çok önemli ve gereklidir.

4.    Akşam geç saatlerde yemek yemeği bırakın. Gece geç yemek afettir. Çünkü tok bir mideyle yatmak, özellikle bilinmeyen kalp damar hastalıklarını tetikleyerek kalp krizine neden olabilir.

5.    Sağlıklıysanız bile en az yılda bir kontrollerinizi tekrarlayın. 30 yaşında en azından bir defa lipit panel, kolesterol, şeker ve kan yağınıza baktırın. Ancak risk grubundaysanız sağlık kontrolleriniz için 30 yaşını beklemeyin, daha erken davranın. Belli bir yaşın üzerindeyseniz sağlık kontrollerinizi kesinlikle ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı düzenli olarak kullanın.

Devamını Oku...


Çocuklarınızı küçük yaşta tatlı ve fast food bağımlısı yapmayın

Pazartesi, Aralık 16, 2013

Çocuklarınızı küçük yaşta tatlı ve fast food bağımlısı yapmayın
Son dönemlerde aşırı kalori alımına bağlı obezite (şişmanlık) ve ona paralel ortaya çıkan 'metabolik sendrom' birçok insanın en temel sağlık problemi haline geldi. Türkiye’de toplumun yarıdan çoğunun fazla kilolu, bunların yüzde 50’sinin de obez olduğu tespit edildi. Artık obezitenin çocukluk çağlarında başladığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Karakaya, günümüzde çocukların tat ve lezzet bağımlısı haline geldiğini söyledi.
Tatlı bir şey olmadığında çocukların yemek yemediklerine değinen Karakaya, “Çünkü ebeveynler çocuklarını sürekli muhallebilerle ve tatlı mama ile beslemeyi tercih ettiklerinden onlardaki damak tadının bu yönde gelişmesine neden oluyorlar. Çocuklar örneğin tarhanayı diliyle itiyor. Sebze yemeklerini seven çocuk sayısı bu yüzden çok azdır. Küçük yaşlarından itibaren çocuklarımızı sadece dilimizdeki tat duyusuna hitap eden tatlara, özellikle tatlılara genelde de karbonhidrat diye tabir olunan unlu mamullere formatlıyoruz. Bu durum da ister istemez yeme içme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı belirliyor.” ifadelerini kullandı. 

ÇOCUKLAR 1 YAŞINDA 'FAST FOOD'LA TANIŞIYOR

Prof. Dr. Osman Karakaya, şöyle devam etti: “Türkiye’de birçok çocuk, 1 yaşına kadar 'fast food’la tanıştığı için şişmanlıyor. Çocukların yüzde 6’sı ilk bir yaş içinde kolalı içeceklere başlatılıyor. Çocukların yüzde 25’i ilk üç yaş içinde hazır gıdayla beslenmeye başlarken İstanbul’da ise yüzde 40’ı ilk üç yaş içinde hazır gıdayla beslenmeye başlıyor.” 

YAĞLANMA YAŞLANDIRIYOR

Yaşlanmanın en büyük sebebinin yağlanma ve obezite olduğunu anlatan Karakaya, “Kilolu insanların vücudunda olması gerekenden daha çok yağ var. Biz her şeyin tazeliğini içerdiği su miktarı ile ölçeriz. Yağ ile su bir arada durmaz. Bir insan yağlanmaya başlamışsa vücudundaki su oranı da o oranda azalıyor demektir. Bu açıdan metabolik sendrom ve obezite yaşlanmanın en önemli sebebidir.” dedi. Karakaya Türkiye’de metabolik sendrom görülme sıklığının erkeklerde yüzde 37, kadınlarda ise yüzde 45 olduğuna dikkat çekti.

ALDIĞIMIZ ENERJİYİ HARCAYAMIYORUZ

Gün içinde alınan enerjinin harcanmadığını vurgulayan Osman Karakaya, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle büyük şehirlerde neredeyse hepimiz masa başı işler yapıyoruz. Enerji alıyoruz ama bu enerjiyi harcayamıyoruz. Sürekli gereksiz miktarda kalori alıyoruz. Metabolik sendrom da tam burada devreye giriyor. Çünkü bu hastalık, enerji alımı ile harcanması arasındaki dengenin bozulmasıyla ortaya çıkıyor.” 

YAĞLANMA İNSÜLİN DİRENCİ OLUŞTURUR

Kilolu insanların gerçek probleminin insülin direnci olduğunu vurgulayan Karakaya, yağlanma başladığı zaman insülin direncinin ortaya çıktığını söyledi. Bu durumun kişinin sürekli yeyip içmesiyle alakalı olduğuna değinen Karakaya, “İnsülin direncinin en etkin tedavisi yaşam tarzı değişikliğidir. Bu konuda ilaç tedavisi en başta değil en sonda başvurulması gereken bir seçenek olmalıdır.” dedi. Vücutta yağlanma başladığı zaman insülin direncinin ortaya çıktığını ifade eden Karakaya, “Bu durumlarda vücudun şekere ihtiyacı kalmıyor. Tok insan sürekli yemek yediği için kandaki şeker yükseliyor. Kanda şeker yükselince insülin yükseliyor. İnsülin kandaki şekeri hücrelere gönderebilme gayreti içinde olan bir etkinlik göstermektedir. Hücreler ise halihazırda ihtiyaç duymadıkları bu fazla enerjiyi bünyelerine almamak adına insülin direnci dediğimiz mekanizmayı harekete geçirmektedir. Buna pankreas isimli organın verdiği cevap ise 'bu direnci yenmek için aşırı düzeyde insülin salgılamak' şeklinde olmaktadır. İnsülin yüksekliği dolayısı ile en başından bilmemiz gereken haliyle 'bizim sürekli yeyip içmemizle alakalı' bir durumdur." ifadelerini kullandı. 

"Uluslararası bilimsel otoritelerin kabul ettiği, vücudumuza ve kana ait bir takım değerler var ki bunların normal değerlerin üzerine çıktığı durumlarda o bireyde 'metabolik sendrom' dediğimiz hastalığı rahatlıkla teşhis edebiliyoruz." şeklinde açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Karakaya, “Bu parametrelerden herhangi üçünün bir arada bulunduğu kişilerde 'metabolik sendrom' tanısı rahatlıkla konulabilir.” dedi.

İŞTE O PARAMETRELER

Prof. Dr. Karakaya'nın verdiği bilgiye göre, göbek çevresi erkeklerde 102, bayanlarda 88 santimetrenin üzerindeyse, iyi kolesterol erkeklerde 40, kadınlarda 50 mg’ın altına düşmüşse, kan yağları 150 mg’ın üstüne çıkmışsa, kan şekeri 110 mg’ın üstündeyse, tansiyon 130/85 mmHg’nın üzerine çıkmışsa tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.

Dr. Karakaya, modern dünyada 'azar azar ve sık sık yemek yenilen ve ara öğünler yapılmak zorunda kalınan' diyet yaklaşımlarının terk edildiğini söyledi. Yapılması gerekenin bir diyetten daha fazlası olduğunu, bir kurallar silsilesine ihtiyaç olduğunu ve bu kuralların da bundan sonrası için yaşam tarzına dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Halen takip ettiği çok sayıda kilo problemi olan hastası olduğunu, bir ay gibi kısa sürede 7-8 kilogram zayıflayan hastaları bulunduğunu, hatta bazı hastalarının şeker hastası olduğunu, bu hastaların ilaçlarını diyet vasıtasıyla azaltmalarının ve kan şekeri kontrolünün daha rahat sağlanabildiğini anlatan Dr. Karakaya; hastalarına verdiği diyet programının yanı sıra hastalarının mutlaka uymalarını istediği kuralları da şu şekilde sıraladı:

UYULMASI GEREKEN KURALLAR

1. Öğünlerin arasını en az beş saat açmak ve acıkmadan yenilmemesi.
2. Tayin edilen miktara mutlak riayet edilmesi. 
3. Öğün sayısının en fazla üç olması. 
4. Ekmek yenilecekse özellikle çavdar ekmeği tüketilmesi, beyaz un ve şeker ile zenginleştirilmiş karbonhidratlı gıdalardan uzak durulması. 
5. Acıkmayı geciktiren bir etki gösterdiği için öğünlere proteinli gıdalarla başlanılması.
6. Her öğün için mutlaka tek tip proteinli gıda ve mevsimine uygun, bol taze sebze tüketilmesi.
7. Bol su içilmesi.
8. Akşam saat 21.00'den sonra sabah kahvaltısına kadar yaklaşık 12 saat süre ile yemek türü bir şey yenilmemesi. 
9. Meyve tüketimi konusunda da dikkatli davranılması ve her gün mutlaka bir elma yenilmesi.

Devamını Oku...


Ağız kokusunun arkasındaki gerçek

Cumartesi, Aralık 14, 2013

Ağız kokusunun arkasındaki gerçek
Ağız kokusunun yaygın nedenleri nelerdir? Devamını okuyun...

Halitozis olarak da bilinen kronik ve ağır ağız kokusundan şikâyetçiyseniz, etkili bir tedavi yöntemi belirleyebilmeniz için, kaynağını bulmanız önemlidir.
Halitozisin birçok nedeni olabilir. Bunlardan bazıları:

  • Tütün kullanımı. Sigara içiyorsanız bırakın. Ağız kokunuzun başka nedenleri de olabilir, ama tütün kullanımı ağız kokusunu garantiler. Sigarayı bırakmaya hazırsanız, tavsiye ve destek için doktorunuza veya dişçinize danışın.
  • Yediğiniz veya yemediğiniz şeyler. Sarımsak gibi bazı yiyecekler ağız kokusu yapar, ama sadece geçici olarak. Kan dolaşımına karıştıktan sonra, koku nefes aracılığıyla dışarı atılır. Fakat izleri vücut yiyeceği işleyene kadar kalır, yani çabuk bir çözümü yoktur.
  • Ağız kuruluğu Eğer ağzınız çok kuruysa, yemek kalıntılarını ve bakterileri temizleyecek kadar tükürük üretemez ve bunlar dişte biriktikçe kötü kokuya neden olur. 


Enfeksiyonlar. Başka hiçbir sebebi yokmuş gibi görünen ağız kokusu, vücudun başka bir yerindeki bir enfeksiyonun belirtisi olabilir.  Kronik ağız kokusu şikayetiniz varsa ve diş hekiminiz ağızla ilgili bir problem olmadığını söylüyorsa, daha detaylı bir kontrol için doktorunuza görünün. Ağız kokusu, solunum yolları enfeksiyonlarında, kronik sinüzit veya bronşit, diyabet veya böbrek ve karaciğer sorunlarının işareti olabilir. Yani ihmal etmemek önemlidir.
Diliniz. Evet, diliniz ağzınızı kokutuyor olabilir. Dilin yüzeyi engebeli ve dokusu farklı olduğundan, kokuya neden olan bakterileri üzerinde toplayabilir. Dilinizin neden olduğu kötü kokuyla savaşmanın en iyi yolu dilinizi düzenli olarak diş fırçanızla fırçalamaktır.

ağız kokusu 
Ağız kokusundan kurtulmanın en iyi yolu günde iki kere diş fırçalamak ve yemek kalıntılarını ve bakterilerini gidermek için diş ipi kullanmaktan oluşan kapsamlı bir ağız bakımı rutinini takip etmektir. Oral-B Şarj Edilebilir Diş Fırçası, dişlerinizi klasik manuel bir fırçadan daha derinlemesine temizleyerek ağız sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir.www.oral-b.com.tr’de farklı seçenekler görebilir ve size en uygun modelleri bulabilirsiniz. Gargaralar ağız kokusunu sadece kısa vadede giderir ve eğer kronik bir sorununuz varsa diş doktorunuz bakterileri uzak tutacak antimikrobik gargaralar önerebilir. 
Devamını Oku...


Cumartesi, Aralık 14, 2013

seker-mi-seker
Hangi şeker türünün nerede kullanıldığını öğrenmek ister misiniz?Devamını okuyun...

1. Muskovado şekeri (Ham şeker): Muskovado şekerini koyu kahverengi görünümünden tanırsınız. Bildiğiniz kahverengi şekerden daha iri taneli ve yapış yapıştır. Muskovado şekeri kokusunu ve rengini ham maddesinden, yani şeker kamışından alır. Genellikle rom yapımında kullanılır. 

muskovado şekeri

2. Pudra şekeri: Çok ince ve düzgün taneciklerden oluşur. Kolayca eridiği için hamur işlerinde tercih edilir. 

pudra şekeri

3. Renkli şeker kristalleri: Rafine beyaz şekerin büyük kristaller halinde kesilip gıda boyasıyla renklendirilmesi yoluyla elde edilir. 

renkli şeker kristalleri
4. Sarı şeker: Rafine beyaz şeker hafifçe sarıya boyanarak elde edilir.

sarı şeker

5. Beyaz şeker: Tümüyle rafine edilmiş şeker, gündelik kullanımda genellikle bu tür şeker tercih edilir. 

beyaz şeker

6. Açık kahverengi şeker: Rafine beyaz şekere az miktarda melas eklenerek üretilir. 

açık kahverengi şeker

7. Pekmez şekeri: Rafine şekere daha zengin, koyu renk, özlü bir ürün elde etmek için pekmez eklenmesi suretiyle üretilir. 

pekmez şekeri

8. İnce şeker: İnceltilerek pudra şekerinden de küçük zerreler haline getirilmiş bu şeker türü daha çok dekorasyon için kullanılır. Tatlı yiyeceklerin, keklerin ya da kapkeklerin üzerine serpiştirilir. 

ince şeker
Devamını Oku...


Mutfakta Şef Sizsiniz :) Copyright © 2013
Powered by Blogger Published.. Blogger Templates