Kahvaltıya renk, beş çayına tat katacak pratik bir tatlı tarifi. Puf gibi kabaran milföylerin tatlı hali… Ve karşınızda reçelli milföy.
Oda ısısında çözdürüldükten sonra reçel ilavesiyle rulo şeklinde sarılan hamurlar fırında kısa sürede pişip çıtır hale geliyor. Üzerlerine gelen pudra şekeri tatlarına tat katıyor.
Çilek ya da vişne reçeli ve yağlı hamur olarak da bilinen milföy hamurları varsa evinizde hiç düşünmeden hazırlayın bu küçük ve sevimli hamur işini. Afiyet olsun.
MALZEMELER
6 adet milföy hamuru
1/2 su bardağı çilek reçeli
1/2 su bardağı vişne reçeli
Servisi için:
2 yemek kaşığı pudra şekeri (arzuya göre)
KAÇ ADET?
30 ADET
HAZIRLAMA SÜRESİ
10 DAKİKA
PİŞİRME SÜRESİ
20 DAKİKA
Püf noktası:
Reçelli milföy hamurlarını fırın tepsisine serili yağlı kağıt üzerine aralıklı olarak yerleştirin. Çok fazla pişirmemeye özen gösterin.
Derin dondurucudan çıkarıp oda ısısında çözdürdüğünüz milföy hamurlarını hafifçe unlayıp merdane yardımıyla üzerinden geçtikten sonra şeritlere ayırabilirsiniz.
Pişirme önerisi:
Arzu ettiğiniz reçel ya da marmelat çeşitlerini kullanarak pratik tatlıyı hazırlayabilirsiniz.
Reçelli milföy hamurlarının üzerine arzuya göre çırpılmış yumurta sarısı sürebilirsiniz.
Servis önerisi:
Fırından çıkan sıcak milföyler üzerine arzuya göre pudra şekeri eleyebilir, fındık kırığı vb. serpiştirebilirsiniz.
NASIL YAPILIR?
Derin dondurucuda beklettiğiniz milföy hamurlarını oda ısısında çözdürün.
Kare hamurları keskin bir pizza kesici yardımıyla uzun ince şeritler halinde beş eşit parçaya ayırın.
Çilek ve vişne gibi arzu ettiğiniz taneli reçelleri bir yumurta fırçası yardımıyla hamur parçalarının üzerine sürüp rulo şeklinde sarın.
Yağlı kağıt serili fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirdiğiniz reçelli milföyleri, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15-20 dakika kadar pişirin.
Hamurların üzeri hafif kızarıp reçeller erimeye başladığında çıtır tatlıları fırından çıkartın. Arzuya göre pudra şekeri ilavesiyle ılık olarak servis edin.
Aslında onlar porsiyonluk birer elmalı milföy. Ancak şekil olarak büyük bir farkla. Milföy şeritlerinin içine yerleştirilen cips şeklindeki ince elma dilimleri rulo haline gelen hamurların gül şeklini almasını sağlıyor. Tarifi uygulaması da bir o kadar eğlenceli.
Daha ne olsun?
MALZEMELER
12 adet milföy hamuru
2 adet büyük boy kırmızı elma
1/2 adet taze sıkılmış limon suyu
1 su bardağı sıcak su
3 yemek kaşığıayva reçeli (tanesiz sulu kısmı)
1/4 çay kaşığı tarçın
Üzeri için:
2 yemek kaşığı pudra şekeri
Muffin kalıplarını yağlamak için:
1 yemek kaşığı zeytinyağı
KAÇ ADET?
24 ADET
HAZIRLAMA SÜRESİ
30 DAKİKA
PİŞİRME SÜRESİ
30 DAKİKA
Püf noktası:
Elmaları olabildiğince ince dilimler halinde, yarım ay şeklinde kesmeye dikkat edin.
Dondurulmuş milföy hamurlarını oda sıcaklığında çözdürün ve hafifçe unladıktan sonra bir merdane yardımıyla bastırarak dikdörtgen şeklinde açın.
Pişirme önerisi:
Arzu ettiğiniz reçelin sulu kısmını elmalı milföy hazırlığında kullanabilir, toz tarçın kullanmak yerine az miktarda toz fındık ekleyebilirsiniz.
NASIL YAPILIR?
Bol suda yıkadıktan sonra ortadan ikiye kesip çekirdeklerini çıkardığınız kırmızı elmaları ince ince cips şeklinde kesin.
Kararmaması için taze sıkılmış limon suyuyla harmanladığınız elma dilimlerini sıcak suda 2-3 dakika kadar kaynatın. Suyunu süzdükten sonra üzerlerini kurulayın.
Milföy hamurlarını oda sıcaklığında bekletin. Üzerlerini hafifçe unladıktan sonra yana ve yukarıya doğru uzatıp dikdörtgen şeklinde açın.
Her bir milföy hamurunu uzunlamasına ortadan ikiye kesip iki şerit elde edin.
Hamur şeritlerinin üzerine ayva reçelinin sulu kısmını sürüp tarçın serpiştirin. 3-4 dilim elmayı birbiri üzerine gelecek şekilde yatay olarak hamurların üzerine dizin.
Hamuru ikiye katlar gibi kapatın. Elma dilimlerinin uç kısımları içeride, üst kısımları dışarıda kalsın.
Uç kısmından dikkatli bir şekilde katlayıp her bir hamur parçasını yuvarlayın. Elma dilimleri tomurcuk gül şeklini alacak, milföy hamurları onları bir arada tutacak, göreceksiniz.
Göz göz olan silikon ya da teflon muffin kalıplarının iç kısımlarını zeytinyağıyla yağladıktan sonra kalıpların iç kısımlarına elmalı gül milföyleri yerleştirin.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında hamur ve üst kısımları hafif bir renk alana kadar pişirin.
Fırından alıp kısa bir süre soğuttuktan sonra pudra şekeri ilavesiyle sevdiklerinizle paylaşın.
Bir Batı Trakya Türk’ü olarak belki de şimdiye kadar en çok içinde hissettiğim mutfağı sizlerle paylaşmak beni mutlu ediyor. Küçüklüğümden bu yana her yaz Yunanistan sınırlarında anneannem ve teyzemle geçirdiğim zamanlara yaptıkları leziz yemekler eklenince keyiften dört köşe oluyorum.
Madem kökenim de müsait, sizi Batı Trakya Türklerinin ve Yunanistan göçmenlerinin mutfağına davet ediyorum. Bu mutfakta Gümülcine (Komotini), İskeçe (Xanti) ve Dedeağaç’tan (Alexandropoli) dokunuşlar; Girit, Kavala ve Selanik’ten mis gibi yiyecekler var.
Eğer bir göçmenseniz Türk kahvesinin değerini çok iyi bilirsiniz, hazırlayın kahvenizi açın aşağıdaki şarkıyı. Türkiye’deyseniz özlem tütsün burnunuzda, Yunanistan’daysanız çağırın Türkiye’deki akrabayı konu komşuyu.
Krepler rulo yapılır ve iki parmak kalınlığında kesilir, tepsiye dizilir. Üzerine daha önce pişirilen tavuk ve tavuk suyu eklenir. İstenirse bir de fırınlanır. Oh oh afiyet olur.
Aslında genel söylemi çorba değil “tarhana”dır. Ekmekler küçük parçalara ayrılır, bir tasa konulur. Ardından üzerine pişirilen tarhana çorbası eklenir. Son olarak üzerine tereyağ yakılıp peynir atılır. Kahvaltıların vazgeçilmezidir.
Köyde imece usulü tarhana yapılırken tarhana hamurundan bir bölüm ayrılır ve çörek formuna sokulur. Bu çörekler yağda kızartılarak afiyetle yenir. İçine bir de peynir koydunuz mu off of.
Patlıcan oturtma ya da patates oturtmadan bahsetmiyorum. Bu oturtma anneanne ya da babaannelerin bayramlarda yaptığı o incecik hamurdan oluşan tatlı. Yufka yapraklarının içine ceviz konulur, rulo haline getirilir ve iki parmak genişliğinde kesilir. Tepsiye yerleştirilir, şerbetlenir. Hop fırın. Hop mide. Oh bayram.
Klasik düğün çorbalarından ziyade hazırlanan düğün çorbasında hem kırmızı et hem de tavuk eti olur. Mevlütlerde, düğünlerde hazırlanan kocaman sofralarda ortaya konur, kaşık kaşık yenir. Afiyet doludur, lezzet doludur.
Keşkek aslında yalnızca Batı Trakya’ya özgü bir yemek değil, Türkiye’nin pek çok bölgesinde yapılıyor ancak Batı Trakya denildiğinde akla ilk gelen yemeklerden bir tanesi de hep keşkek oluyor. Kocaman kazanlarda daha aşa benzer şekilde hazırlanan keşkekler koca sopalarda çevriliyor da çevriliyor. Bir düğün varsa biliniz ki keşkek de vardır.
Kuzu gömleğine sarılan iç pilav fırınlanır, ağızda dağılan bol yağlı bir yemeğe dönüşür. Yanına bir de ufaklık açabilirsiniz. İkisi pek yakışır birbirine.
Türkiye’nin farklı noktalarında yapılan bir çorba kendisi ancak bu çorbanın en güzel tarafı ev yapımı tarhanadan yapılıyor olması. İstanbul Şile’de özellikle göçmenler tarafından yapılır. Kase kase içesi gelir insanın.
Bulgaristan göçmenlerinin de çok iyi bildiği bir lezzettir bal kabaklı börek. İki şekilde yapılır, bir tanesi doğrudan fırın tepsisinin içine yufka ve bal kabağı harcıyla hazırlanandır diğeri ise gül böreği şeklinde tavada pişirilmesidir. İki şekli de baldır bal.
Rivayetlere göre Kavala kurabiyesini Kavala’ya götürenler İç Anadolu’dan Yunanistan’a göçmek durumunda kalan Türklermiş. Ancak şu anda Kavala kurabiyesini en iyi yapan markalar genelde Yunan markalarıdır. Eğer Yunanistan’a giderseniz almanız gerekenKavala kurabiyesişudur. En güzeli budur çünkü.
Ispanaklı ve peynirli olarak yapılan, puf puf sıcacık bir börektir Selanik böreği. Selanik göçmenlerinin evinde bolca pişendir. Yanına bir de ayran açıldı mı keyifler hoş olur. Pek olur.
Tost dediğime bakmayın, kendisi asla bir tost değildir sadece adı tosttur. İçinde cacık olur, o cacık asla sulu kıvamda değildir. Melicana olur. Melicana dediğimiz şey patlıcan ezmesidir ancak enfestir. Bir de bu tostun içinde ya burger köftesi ya da döner olur. Böyle garip görünse de tadından yenmez, müthiş lezzetlidir.
Sabah uyanınca Türk kahvesi, kahvaltıdan sonra Türk kahvesi, öğlen frappe, akşam yemeği sonrası Türk kahvesi. Eğer bir Yunanistan göçmeniyseniz günde öğün öğün kahve içmenin ne demek olduğunu çok iyi bilirsiniz. Eliniz kolunuz titremez, bünyeniz kahve ister.
Unuttuklarım olduysa lütfen ekleyin Eminim ki Selanik, Kavala, Girit, Rodos göçmenlerinin henüz görmediğimiz tatmadığımız pek çok lezzeti vardır. Paylaşın bizle / benimle onları. Hepsine açız/m.
Çocukluğumuzdan beri severek tükettiğimiz kakaolu ıslak kek, yapımında ayrılan sıvı kekharcının yarattığı akışkan kıvamdan dolayı farklı ve leziz bir deneyim yaşatırken aşk acısı başta olmak üzere her türlü acıya iyi gelir.
MALZEMELER
3 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı süt
1 çay bardağı ayçiçek yağı
4 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
Kek kalıbını yağlamak için:
1 yemek kaşığı tereyağı
KAÇ ADET?
10 DİLİM
HAZIRLAMA SÜRESİ
20 DAKİKA
PİŞİRME SÜRESİ
30 DAKİKA
Püf noktası:
Kekinizin daha iyi kabarması için; kabartma tozunu elenmiş un ile birlikte 1- 2 damla limon suyu ilavesi ile ekleyebilirsiniz.
Arzuya göre fındık parçaları ya da rendelenmiş Hindistan cevizi ile birlikte servis edebilirsiniz.
NASIL YAPILIR?
Yumurtalar ve toz şekeri, derin bir karıştırma kabında bir mikser yardımıyla toz şeker tamamen eriyene kadar karıştırın.
Süt, ayçiçek yağı, kakao ve vanilyayı ekledikten sonra karıştırma işlemini sürdürün. Hazırladığınız sıvı kek harcından büyük bir su bardağı ölçüsünde ayırın.
Kalan kek harcına, elenmiş un ve kabartma tozunu ekledikten sonra karıştırma işlemini sürdürün.
Kek kalıbını tereyağı ile yağlayın. Hazırladığınız kek karışımını içine aktarın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika pişirin.
Pişen ve 5 dakika kadar içini çeken keki, fırından alın. Bir bıçak ucu ya da kürdan yardımıyla kekin üzerine delikler açın.
Hazırladığınız sıvı kek karışımını azar azar ekleyip, kendi ısısı ile içine çekmesi için bekleyin.
Sosunu tamamen çeken kakaolu ıslak keki, dilimledikten sonra servis edin. Bu ıslak kek lezzetini sevdiklerinizle de paylaşın.
125 gr tereyağı (oda sıcaklığında bekletilmiş)
1 su bardağı irmik
1 su bardağı un
1 adet yumurta
2 çorba kaşığı pudra şekeri
1 portakal kabuğu
2-3 damla portakal suyu
Şerbet için;
1 bardak su
1 bardak toz şeker
1/4 portakalın suyu
İsteğe göre;
Fındık
Antep fıstığı (çekilmiş)
İç tatlı badem (çekilmiş)
Yapılışı
Portakallı şekerpare yapılışı için önce fırınımızı 185 dereceye ayarlıyoruz. Fırınımız ısınırken bizde tatlımızın yapılışına geçebiliriz. Yoğurma kabımıza oda sıcaklığında beklettiğimiz tereyağını koyuyoruz. Dagha sonra bir adet yumurtanın sarısı ve beyazından ayırıyoruz. Tereyağın üzerine bir bardak un, bir bardak irmik, yumurta beyazı, iki çorba kaşığı pudra şekeri, bir portakalın rendelenmiş kabukları ve 1-2 damla suyunu ekleyerek tatlı hamurumuzu yoğuruoruz. Eğer hamur çok yapışkan olursa, kaba az bir miktar daha un koyup hamuru toparlayabilirsiniz. Tereyağı oda sıcaklığında eriyeceğinden yoğurduğunuz bu hamuru toparlaması için buzdolabında 1 saat dinlendiriyoruz.
Hamurumuz dinlenirken bizde tatlımızın şerbetini hazırlamaya başlıyoruz. Şerbeti için, 1 bardak suya, 1 bardak şeker ekleyip bir tencerede toz şeker eriyene kadar karıştırın. ¼ portakalın suyunu da ilave edip, bir taşımlık kaynatın ve ılıması için bekletiyoruz.
Dinlenmiş hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlıyoruz. İster sade olarak isterseniz de bir miktar fındık, fıstık veya badem tozundan alarak, yuvarlayıp fırın tepsisine yerleştiriyoruz. Ayırdığımız yumurta sarısını tatlılarımızın üzerlerine sürüp ve ortalarına fındık içi yerleştiriyoruz. Daha önceden 185 derece ısıttığımız fırında 35-40 dakika pişiriyoruz. Çıkardıktan sonra bir kaba alıp ve ılıyan şerbeti üzerine döküyoruz. Tatların birbirine geçmesi için bir süre beklettikten sonra servis yapabilirsiniz. Portakallı şekerparemiz hazır. Afiyet olsun…
Yaz günlerinin artık yaklaştığını umut ederek, bu sıcak günlerde iyi gidecek, hafif ve yapımı son derece kolay bir tatlı tarifi vermek istiyorum size. Şimdi soğuk diyorum ama genellikle soğuk servis edilmesine rağmen istenirse ılık da yenebilir. İsterseniz tek kişilik porsiyonlarda hazırlayabileceğiniz gibi, bir borcama döküp keserek de servis edebilirsiniz. Uzun bir zaman önce tarçınlı olarak yediğim ve hiç mi hiç beğenmediğim bu tatlıyı, tatlı krizimi atlatmak için tekrar denedim ve gerçekten son derece lezzetli olduğu
için paylaşmak istedim, umarım dener ve beğenirsiniz.
Malzemeler:
1 lt süt
7 çorba kaşığı irmik
12 çorba kaşığı şeker
1 çorba kaşığı tereyağı
1 paket vanilya
1 paket kakaolu bisküvi
fındık
Tarifi:
Süt, irmik ve toz şekeri bir tencereye alıp orta ateşte karıştırarak pişirmeye başlayın.
Koyulaştığında içine tereyağını ilave edip 5-6 dk daha pişirin.
Ocaktan almadan son olarak vanilyayı ekleyin ve karıştırıp ocaktan alın.
Kullanacağınız kalıbın içini ıslatın.
Önce bir miktar irmik tatlısından dökün üzerine ister bütün ister toz haline getirilmiş kakaolu bisküvi koyun ve üzerine tekrar irmik tatlısından dökün.
Üzerini fındık ve kakaolu bisküvi ile süsleyip servise hazırlayın ve buzdolabında 1 saat kadar beklettikten sonra servis yapın.
Geçtiğimiz günlerde kahvaltının mutlulukla alakasını İsviçreli bilim adamlarına bırakmıştık ama bugün konuyu tekrar ele alıyoruz. Hem de nefis hamur işleriyle.
Sabah kahvaltısında bir kibrit kutusu peynir yiyecek arkadaşları dışarıya alalım lütfen, birazdan buralar çok pis karışacak.
Bırakın erken uyanmayı gece hiç uyumasanız bile olur: Çiğ börek
Hafta sonu kahvaltılarına erken uyanamadığınız için bir yanınız eksikse ve henüz çiğ börekle tanışmadıysanız, müjdeyi verelim…
Hadi kalk Kordon’a gidelim, kahvaltı da yaparız belki: Boyoz
Ah şimdi İzmir’de olmak vardı, Kordon’da bir yürüyüşün ardından bir boyoz, bir bardak çay ve bir yumurtayla enfes bir kahvaltı yapmak vardı.
Mutfağa hakkıyla giren herkesin, tasarımla, sunumla, zerafetle yakın ilişkisi var, olmalı. Midede nasıl olsa karışıyor stratejisiyle ilerleyip bütün yemekleri bir tabakta akraba etmek, her öğün ekmek aşı yemek kadar estetik. Fazlası değil.
Yalnızca yemek yapmayın sevenlerin bildiği gibi her yemek bir sanat arayışı, kendini ifade etme biçimidir. Her gün fettucini Alfredo ya da muz kızartması yaparak bile kendinizi ifade edemezsiniz. Çeşit olmalı, sunum olmalı, renk olmalı. İlham vermeli.
Bu çaba içerisinde en sevdiği renk turuncu olanlara 13 tarif desteğiyle geldik. İster farklı sofralara renk olarak çağırın, isterseniz monokromatik sofralar (tek renk ve tonlarında kurulan sofra) kurun.
Çabuk kış bitmeden: Mandalinalı kek
Kışı anlamlı kılandır mandalina. Yalnızca televizyon karşısına kurulup kabuklarını soyduktan sonra dilim dilim ağza atmak değildir aynı zamanda. Onlarca güzel tarifi vardır…
En turuncu reçel: Mandalina reçeli
İncir reçelini severiz (filmden önce de severdik), erik reçeline bayılırız, ayva reçeli için şiir yazmışlığımız vardır ama konu mandalina olunca…
Çikolatanın izniyle: Portakallı sufle
Dedik ya bugün günlerden turuncu diye, o yüzden çikolatalı sufleyi tatile çıkardık bugün. Bir yanımız keder…
Her turuncu tatlı olacak değil ya: Portakal sulu, zeytinyağlı pırasa
Eğer turuncuyu çok seviyorsanız lakin pırasayı sevmiyorsanız, en etkili hipnoz yöntemiyle geliyoruz: Portakal suyu…
Eğer çevrenizde onu sevmeyen biri varsa görüşmeyi kesin: Portakallı kek
Karnabahar sevmezsin, anlarım. Profiterol sevmiyorsundur, fazla tatlı geliyordur, olur derim. Zorlayalım, cupcake sevmiyorsundur, geleneksel dokunuşlara sahipsin, imkansız değil derim…
Her şeyin başı sağlık, sonra krep: Portakallı krep
Birazdan buralarda olacak bal kabaklı pancake darılmasın ama sanırız bu savaşta krep ile aynı saflardayız. Hele bir de portakallı olunca…
Zencefille aranız nasıl dostlar bilmiyoruz ama naçizane tanışmanızı öneririz, kendilerinin bir ölüme bir de yer çekimine çaresi yok.
En kısa sürede masaya konan turuncu: Kuru üzümlü havuçlu salata
Önünüze boş bir tuval koysanız, elinize turuncu bir pastel boya alsanız ve tek yapmanız gereken tuvali tamamen boyamak olsa, havuçlu salatadan daha güzel ve daha hızlı olamazsın.
Neden olmasın: Bal kabaklı makarna
“Bal kabağının makarnada işi ne?” dediğinizi duyduk biraz ama duymamazlığa geliyoruz, cheddar ve parmesan peynirleriye birlikte denemediniz çünkü hiç.
Cevap hakkı doğdu: Bal kabaklı pancake
Biraz önce krep ile aynı saflarda olduğumuzu duyan bal kabaklı pancake’e haliyle cevap hakkı doğdu. Üzgün değil ama hırslı biraz.
Bak bu da sihirden fazlası: Bal kabaklı yoğurtlu kek
Bal kabağının cadıların gözdesi olduğu yıllarda (ya da efsanelerde) bal kabaklı yoğurtlu kek yoktu belki ama olsaydı da bu kadar turuncuyu bulamazlardı.
Satılık Daire
-
Merak ediyor olabilirsiniz, evebeyn banyosu ev değerini düşürüyor mu? veya
özel bir otopark alanına sahip değil misiniz? Bu yazıda, satılık daire değerini
...
Koltuk Örtüsü İle Yenilenen Evler
-
Koltuklar evimizin salon ve oturma odalarının temel ev eşyaları. Ama
zamanla kullanıldıkça renkleri solmakta, üzerine çay, kahve, su vs.
dökülmesi ile lek...
Koltuk Örtüsü İle Yenilenen Evler
-
Koltuklar evimizin salon ve oturma odalarının temel ev eşyaları. Ama
zamanla kullanıldıkça renkleri solmakta, üzerine çay, kahve, su vs.
dökülmesi ile lek...
Bakım Yönetim Sistemi
-
Günümüzde birçok firma ve işletme için duruş maliyetleri diğer bakım
maliyetlerinden oldukça fazladır. Durum böyle olunca firmalar bütçelerinden
tasarruf...
Bakım Yönetim Sistemi
-
Bakım Yönetim Sistemi
Günümüzde birçok firma ve işletme için duruş maliyetleri diğer bakım
maliyetlerinden oldukça fazladır. Durum böyle olunca firmalar bü...
Karamürsel Kiralık ve Satılık daireler
-
Karamürsel Kiralık Daire
Her insan hem ihtiyacına uygun hem de göz zevkine hitap eden bir daire
kiralamak ister. Fakat akıllardaki evi bulmak ise oldukça ...
Restoran Otomasyon Programı Seçerken Nelere Bakalım
-
Birçok restoran, restorancılar ve yöneticiler tüm çabalarına rağmen hemen
hemen aynı ciroyu kazanıyor. Bu özellikle küçük restoranlar için de
geçerlidir. B...
Kış aylarında cilt bakımı için 12 ipucu
-
Nasıl ki yazın güneşin zararlı ışınları cildimiz için büyük bir tehlike
oluşturuyorsa kış da soğuğuyla, rüzgarıyla büyük bir yük. Bu mevsimde
cildinizi kor...